Kimya Mühendisliği eğitimi süresince polimerler, polimer kimyası ve plastikler ile ilgili dersler aldım. 1800’lü yılların ikinci yarısında ilk plastik üretildikten sonra araştırmalar, yeni gelişmeler ve üretimler hız kazandı. Bunlar polietilen (PE), yüksek yoğunluklu polietilen (HDPE), düşük yoğunluklu polietilen (LDPE), polipropilen (PP), akrilik, polimerler, polistern (PS), poliüreten (PU), ABS, naylon, polivinilklorür (PVC), epoksi, fenolik, termoplastikler, poliesterler, polietilen terafitalat (TET) gibi ve benzeri bir çok plastik madde polimerleri keşfedildi. Bu plastikler hem kimyasal hem de fiziksel özelliklerinden dolayı günlük hayatta hemen hemen her noktada kullanılmaya başlandı. Çöp torbalarından çatal, kaşık, tabağa, su şişesine, inşaat izolasyon malzemelerine, mobilya ve tekstil sanayiiden otomotiv parçalarına, kısacası bu plastik malzemeler ve çok daha fazla çeşidi yaşamımızın her alanına girdiler.

 

 

 

 

Ve tabi tüm bu plastik malzemeler “atık” olmaya başladılar. Her nekadar katı atık olarak evsel atıklardan ayırmaya ve geri dönüşüm döngüsüne sokulmaya çalışılsada yüzlerce ton plastik doğaya bırakılıyor. Malesef doğaya atılan bu malzemeler türleri farklı farklı da olsa, genel özellikleri, fiziksel kimyasal özellikleri dolayısıyla, doğada ya da toprakta, yani ekolojinin doğal sistemleri içinde biyolojik, fiziksel ve kimyasal olarak bozulmaları yani yok olmaları 100’lerce  yıl alıyor...

 

 

 

 

Polivinilklorür (PVC), özellikle inşaat sektöründe kapı ve pencere çerçeveleri olarak ya da dış yüzey kaplamalarında kullanılır. Bunun yanı sıra banka ve kredi kartları, kullanım sıklığı azalmış olsa bile telefon kartları, telefon kartlarının aksine kullanım sıklığı artan alışveriş mağazaları kartları genellikle PVC’den yapılırlar. PVC’nin doğada bozunma süresinin 1000 yıla yakın olduğu tahmin ediliyor.

 

 

 

 

Yapmış olduğum yurtiçi ve yurtdışı ören yeri ve müze gezilerinde mozaikler dikkatimi çekmişti. İnsanlar taşları tek tek elleriyle işlemişler ve birbirinden güzel sanat eserleri yapmışlardı. Belki de 1000 yıl, 2000 yıl öncesine ait ya da daha eski uygarlıkların, kültürlerin, inançların ya da yaşanmışlıkların izlerini taşıyan, sanat teriminin ötesinde de anlam taşıyan “mozaik” leri şimdi bizler gün yüzüne çıkartıp sergiliyoruz ve bu harmoniyi yeniden hissetmeye çalışıyoruz.

 

 

 

 

Kartlarla hikayem de bu nokta da başladı. Sanata ve mozaiğe olan ilgim, lisans eğitimiden edinmiş olduğum diğer bilgiler, mozaiklerin çok uzun yıllar sonra gün yüzüne çıkartılması, plastik malzemelerin bilinçli ya da bilinçsizce doğaya atılarak uzun yıllar toprak altında bozunmadan kalması ve hayatın aslında bir mozaik olmasından dolayı “Neden bende bu mozaik içerisinde bir parça olmuyorum? " sorusuyla yol çıktım. Herkesin cebinde onlarcası olan, bazılarını (!) çok sık kullandığımız, bazılarını sadece bize verdikleri için cüzdanımıza koyduğumuz ama belki de o andan sonra bir daha hiç kullanmadığımız ve sonunda çöpe yada bir şanslızlık (!) sonucu doğaya attığımız banka, kredi kartı ve mağaza kartlarını kullanarak mozaikler yapıyorum. Bu şekilde bu plastik malzemelerin doğaya atılmasını bir nebze engelleyerek, yüzlerce yıl sonra toprak altında çürümemiş halde bulunmaları yerine farklı bir sanat bırakmayı amaçlıyorum. 

 

About us
www.000webhost.com